Siyasi Partilerin Kapatılması: Anayasal Çerçeve ve Parti Kapatma Davası

Siyasi partilerin kapatılması, Anayasa Mahkemesi tarafından yürütülen ve Anayasa’nın 68 ve 69. maddelerine dayanan,
demokratik siyasi hayatı korumaya yönelik istisnai ve ağır bir denetim yoludur.

1. Siyasi Parti Kapatma Davalarına İlişkin Anayasal ve Yasal Düzenlemeler

1.1. Anayasal Düzenleme: Anayasa m. 68, 69 ve 149

Siyasi parti kapatma rejiminin merkezinde Anayasa’nın 68. ve 69. maddeleri yer alır. Anayasa m. 68,
siyasi partileri demokratik siyasi hayatın “vazgeçilmez unsurları” olarak tanımlar ve parti kurma özgürlüğünü
güvence altına alır; m. 68/4 ise siyasi partilerin tüzük, program ve faaliyetlerinin hangi temel ilkelere aykırı
olamayacağını göstererek kapatma rejiminin temel maddesi haline gelir.

Anayasa m. 69, siyasi partilerin hangi hallerde ve nasıl kapatılacağını, “yasak fiillerin odağı haline gelme”
ölçütünü, yabancılardan yardım alma yasağını ve kapatmanın sonuçlarını düzenler. Aynı zamanda, kapatma davasını
açmaya yetkili makamın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı olduğunu ve davaya Anayasa
Mahkemesi Genel Kurulu
nun bakacağını hükme bağlar.

Anayasa m. 149 ise Anayasa Mahkemesinin çalışma usulünü belirler ve parti kapatma kararları bakımından kritik olan
bir nisap öngörür: Siyasi partilerin kapatılması ve devlet yardımından yoksun bırakılması kararları için
toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çoğunluğu aranır. Böylece, parti kapatma kararı basit
çoğunluğa bırakılmamış, istisnai ve ağır bir yaptırım haline getirilmiştir.

1.2. 6216 Sayılı Kanun ve Siyasi Partiler Kanunu

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, Anayasa Mahkemesinin
görevlerini ve yargılama usullerini düzenler. Bu kanunda, siyasi parti kapatma davalarına ilişkin olarak;
Mahkemenin görevli organı, başvurunun niteliği, savunma ve inceleme usulü, karar türleri ve bazı durumlarda
yargılamanın yenilenmesine ilişkin hükümler yer alır. Genel ilke, parti kapatma davalarının Mahkeme Genel Kurulu
tarafından ve ceza yargılamasındaki güvencelere benzer usuller izlenerek yürütülmesidir.

Siyasi Partiler Kanunu ise siyasi partilerin kuruluşunu, iç işleyişini, mali denetimini ve yasak
fiilleri ayrıntılı olarak düzenler. Anayasa Mahkemesi, kapatma davasını karara bağlarken Anayasa hükümleriyle
birlikte Siyasi Partiler Kanunu’ndaki yasak alanları ve parti içi sorumluluk düzenlemelerini de dikkate alır.

2. Parti Kapatma Davasının Şartları

Parti kapatma davası, sıradan bir disiplin yaptırımı değil; sadece belirli ve sıkı şartlar altında uygulanabilen
bir anayasa yargısı davasıdır. Bu şartlar, esas olarak Anayasa m. 68/4 ve 69 hükümleri etrafında
şekillenir. Temel olarak üç başlık altında toplanabilir: (1) tüzük ve programın 68/4’e aykırılığı, (2) 68/4’e
aykırı fiillerde odak haline gelme, (3) yabancılardan yardım ve para alma.

2.1. Tüzük ve Programın Anayasa m. 68/4’e Aykırılığı

Siyasi partilerin tüzük ve programları, Anayasa m. 68/4’te sayılan temel ilkelere aykırı olamaz. Devletin ülkesi ve
milletiyle bölünmez bütünlüğünü reddeden, demokratik ve laik Cumhuriyet düzenini ortadan kaldırmayı amaçlayan,
insan haklarına ve hukuk devleti ilkesine aykırı hedefler içeren hükümler, parti kapatma davasında doğrudan
kapatma sebebi olarak ileri sürülebilir.

Bu durumda, henüz fiili eylemler tartışılmasa bile, bizzat parti tüzük ve programıyla ortaya konan siyasal proje
Anayasa’ya açıkça aykırı görülürse, Anayasa Mahkemesi tüzük ve program eksenli bir kapatma kararı verebilir.

2.2. 68/4’e Aykırı Fiillerde “Odak Haline Gelme”

Bir siyasi partinin, tüzük ve programından bağımsız olarak, fiili faaliyetleri nedeniyle kapatılabilmesi için,
Anayasa’ya aykırı fiillerin işlendiği bir “odak haline gelmiş” olması gerekir. Anayasa m. 69,
bu kavramı ayrıntılı biçimde tanımlar ve parti üyeleri ile parti organları
bakımından farklı ölçütler getirir.

2.2.1. Parti Üyelerinin Fiilleri Açısından: Yoğunluk ve Benimsenme

Sıradan parti üyelerinin 68/4’e aykırı fiilleri, her durumda partiye otomatik olarak isnat edilmez. Üyelerin
eylemleri üzerinden bir partinin yasak fiillerin odağı sayılabilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  • 68/4 kapsamındaki fiillerin parti üyeleri tarafından yoğun bir şekilde işlenmesi (çok sayıda
    üye, belli bir döneme yayılmış, benzer içerikli eylemler),
  • Bu yoğun fiillerin, partinin büyük kongresi, genel başkanı, merkez karar ve yönetim organı veya TBMM grup
    organları tarafından zımnen veya açıkça benimsenmiş olması (açık destek, görmezden gelme,
    disiplin mekanizmalarının işletilmemesi vb.).

Dolayısıyla, üyelerin bireysel ve tekil açıklamaları, parti yönetimi bunlara açıkça karşı çıkıyor ve disiplin
yaptırımları uyguluyorsa, kural olarak “odak haline gelme” sonucuna götürmez. Bu düzenleme, siyasi parti özgürlüğünü
koruyan önemli bir güvencedir.

2.2.2. Parti Organlarının Fiilleri Açısından: Kararlılık

Partinin genel başkanı, büyük kongresi, merkez karar ve yönetim organları ve TBMM grup organları gibi yapılar,
partinin resmi organlarıdır. Bu organların açıklama ve eylemleri, doğrudan parti iradesi olarak
kabul edilir. Anayasa, organ fiilleri bakımından farklı bir ölçüt öngörür: Yasak fiillerin parti organları
tarafından “kararlılık içinde” işlenmesi.

Kararlılık; yasak fiillerin tek seferlik, ani ve tesadüfi olmaktan çıkıp, parti organlarının söylem ve kararlarında
süreklilik, istikrar ve siyasal hat haline gelmesini ifade eder. Organlar zaten partiyi temsil
ettiğinden, bu fiiller için ayrıca “benimsenme” aranmaz; kararlılık, odak haline gelme için yeterli kabul edilir.

Bu ayrım, sınav açısından özellikle dikkat edilmesi gereken bir noktadır: Üyeler bakımından “yoğunluk +
benimsenme”, organlar bakımından “kararlılık”
şartı aranır.

2.3. Yabancı Devlet ve Kişilerden Yardım Alma

Anayasa, siyasi partilerin yabancı devletlerden, yabancı gerçek ve tüzel kişilerden veya uluslararası kuruluşlardan
yardım almalarını yasaklar. Bu yasak, parti faaliyetlerinin ulusal iradeye dayanması ve dış müdahaleden uzak
tutulması amacına yöneliktir. Yabancılardan finansman sağlanması, yardımın niteliğine ve ağırlığına göre parti
kapatma davasında önemli bir gerekçe olabilir.

Bu tür fiillerde Anayasa Mahkemesi, doğrudan kapatma kararı verebileceği gibi, fiillerin ağırlığına ve kapsamına
göre partiyi devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakma yönünde daha hafif bir yaptırıma
da mahkûm edebilir.

Mini Soru – Üye ve Organ Farkı

Soru: Aşağıdakilerden hangisi parti üyelerinin eylemlerinin Anayasa m. 68/4’e aykırı eylemlerin odağı haline gelebilmesi için aşağıdaki şartlardan hangisi veya hangileri aranır?

  1. Sadece Kararlılık 
  2. Yoğunluk ve parti organlarınca benimsenme
  3. Kararlılık ve yoğunluk
  4. Sadece yoğunluk
Cevap

Doğru cevap: B – Üye fiillerinde “yoğunluk” ve bunun üst organlarca benimsenmesi aranır.

3. Parti Kapatma Davasında Usul

3.1. Dava Açma Yetkisi ve Görevli Mahkeme

Anayasa’ya göre siyasi partilerin kapatılması davasını açmaya yalnızca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı
yetkilidir. Herhangi bir kişi, kurum veya parti doğrudan Anayasa Mahkemesinde kapatma davası açamaz; ancak
Başsavcılığa başvurarak ihbarda bulunabilir. Bu ihbar, tek başına davanın açılmasını zorunlu kılmaz; takdir yetkisi
Başsavcıya aittir.

Kapatma davasına Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu bakar. Böylece, siyasi parti kapatma gibi ağır bir
konuda karar yetkisi Mahkemenin tüm üyelerinin katılımıyla kullanılır.

3.2. Yargılama Süreci: İddianame, Savunma ve İnceleme

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, siyasi parti hakkında hazırladığı iddianame ile kapatma sebeplerini, dayandığı
delilleri ve bunların Anayasa m. 68/4 ve 69 ile bağlantısını Anayasa Mahkemesine sunar. Mahkeme, iddianameyi ön
incelemeden geçirir; şekli veya maddi eksiklik yoksa, ilgili partiye savunma için süre verir.

6216 sayılı Kanun çerçevesinde, siyasi parti kapatma davaları kural olarak dosya üzerinden
incelenir; ancak Mahkeme gerekli görürse duruşma açabilir. Bu duruşmada Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısı, siyasi parti genel başkanı veya vekili sözlü açıklamalarda bulunur. Anayasa Mahkemesi, tarafların
beyanlarını ve dosyadaki delilleri değerlendirerek kapatma, devlet yardımından yoksun bırakma veya davanın reddi
yönünde karar verir.

3.3. Karar Yeter Sayısı: Üçte İki Çoğunluk

Anayasa Mahkemesi, siyasi partilerin kapatılması ve devlet yardımından yoksun bırakılmasına ilişkin kararlarını,
toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çoğunluğu ile alır. Bu yüksek nisap, kapatma kararlarının
istisnai niteliğinin ve siyasi parti özgürlüğüne verilen önemin bir göstergesidir.

Mini Soru – Karar Nisabı

Soru: Siyasi bir partinin kapatılmasına Anayasa Mahkemesinde hangi oy çoğunluğu ile karar verilir?

  1. Üye tam sayısının salt çoğunluğu
  2. Toplantıya katılanların salt çoğunluğu
  3. Toplantıya katılanların beşte üç çoğunluğu
  4. Toplantıya katılanların üçte iki çoğunluğu
Cevap

Doğru cevap: D – Siyasi parti kapatma kararları, toplantıya katılan AYM üyelerinin üçte iki oy çoğunluğu ile alınır.

4. Parti Kapatma Davasının Sonuçları

4.1. Partinin ve Malvarlığının Hukuki Durumu

Temelli kapatma kararıyla birlikte siyasi partinin tüzel kişiliği sona erer. Kural olarak aynı adla
yeni bir parti kurulamaz; kapatılan partiye ait malvarlığı ise Siyasi Partiler Kanunu hükümlerine göre
Hazineye geçer. Bu sonuçlar, hem partinin örgütsel varlığının hem de mali gücünün tamamen
ortadan kalkmasına yol açar.

4.2. Siyasi Yasaklar ve Milletvekillerinin Durumu

Anayasa, kapatma kararına beyan veya faaliyetleriyle sebep olan kurucular ve üyeler hakkında
siyasi yasak öngörür. Bu kişiler, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararı Resmî Gazete’de
yayımlandıktan sonra belirli bir süre boyunca (örneğin beş yıl) başka bir siyasi partinin kurucusu, üyesi,
yöneticisi veya denetçisi olamaz. Böylece, Anayasa’ya aykırı faaliyetlerin sorumluluğu kişisel düzeyde de
yaptırıma bağlanır.

Kapatılan partinin TBMM’deki milletvekilleri ise kural olarak bağımsız milletvekili statüsüne
geçer. Parti kapatma, Meclis aritmetiğinde ve hükümet yapısında önemli siyasal sonuçlara yol açabileceği için,
bu kararların siyasi sistem üzerinde geniş etkileri olabilir.

4.3. AİHM Perspektifi ve “Son Çare” İlkesi

Siyasi parti kapatma davaları, sadece iç hukukta değil, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde de
denetime tabidir. AİHM, parti kapatma kararlarını örgütlenme özgürlüğü, demokratik toplum gerekleri ve
ölçülülük ilkesi bakımından incelemekte; kapatmayı genellikle “son çare” niteliğinde görmektedir.

Bu yaklaşımın da etkisiyle, Anayasa ve 6216 sayılı Kanun birlikte yorumlandığında, siyasi parti kapatma kararlarının
ancak daha hafif tedbirlerin (örneğin devlet yardımından yoksun bırakma) yetersiz kaldığı durumlarda gündeme
gelmesi gerektiği kabul edilmektedir.

5. İlgili Konular ve İç Linkler

Parti kapatma davası, anayasa yargısının diğer kurumlarıyla birlikte düşünüldüğünde daha iyi anlaşılır. Aşağıdaki
konulara da göz atmak, sistemin bütünlüğünü görmek açısından faydalı olacaktır:

Leave A Comment