Güncel Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararları Özetleri

AYM Bireysel Başvuru Karar Özetleri – 30.03.2026

Aşağıda yayımlanan bireysel başvuru kararlarının özetleri yer almaktadır. Karar başlıklarına tıklayarak ilgili özeti açıp kapatabilirsiniz.
Başvuru Tarihi
Başvuru Adı Başvuru Tarihi
Başvuru No 2022/72101
Karar Tarihi 6/1/2026
R.G. Tarihi 30/3/2026 – 33209
Kararı Veren Makam Genel Kurul

Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru, davanın husumet yokluğundan reddedilmesi sebebiyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, özel bir şirkette çalışırken iş akdi feshedilmiş, fesih bildiriminde ve imzalanan ibranamede işveren olarak G. Satış ve Pazarlama A.Ş. gösterilmiştir. Ancak başvurucu, kendisinin E. Pazarlama ve Satış A.Ş. bünyesinde çalıştığını düşünerek, bu şirketle yapılan ara buluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine E. Pazarlama ve Satış A.Ş. aleyhine işe iade davası açmıştır. Başvurucu, fesih nedeninin gösterilmediğini ve hastalığının çalışmasına engel olmadığını belirterek feshin haksız olduğunu ileri sürmüştür.

Davalı E. Pazarlama ve Satış A.Ş., başvurucunun kendi bünyelerinde değil, aynı gruba bağlı başka bir şirket olan G. Yüksek Standart Yön. Dan. A.Ş. nezdinde çalıştığını savunarak davanın husumet yokluğundan reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, fesih bildirimi ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarında işverenin G. Satış ve Pazarlama A.Ş. olduğunun açık olması ve gerçek işveren yerine diğer grup şirketine dava açılmasının mümkün olmaması gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Başvurucunun istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, davalı şirket ile dava dışı şirket arasında organik bağ bulunduğu, adreslerinin ve yetkililerinin aynı olduğu ve başvurucunun sigorta kaydındaki şirketi bilebilecek durumda olmadığı gerekçesiyle kararı kaldırmış ve dosyanın esastan karar verilmek üzere yerel mahkemeye iadesine hükmetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesi, şirketler arasında organik bağ bulunduğu ve fesih için haklı ya da geçerli bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak davalı şirket, bu kararı istinaf etmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi, ilk kararından dönerek davanın kesin olarak husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermiştir. Bu son kararda, davacıya ait belgeler (iş sözleşmesi, ibranameler, fesih bildirimi) ve SGK kayıtlarında işveren olarak G. Satış ve Pazarlama Hiz. A.Ş.'nin yer aldığı, davacının kendi işverenini bilecek durumda olduğu ve vekil aracılığıyla dava açıldığı için davalının yanlış gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanmadığı belirtilmiştir. Mahkeme ayrıca, şirketler arasında organik bağ bulunduğu veya muvazaa ilişkisi gibi bir durumun kanıtlanamadığını ifade etmiştir.

Başvurucu, Bölge Adliye Mahkemesinin daha önce kesinleşen husumet konusundaki kararından dönerek davanın reddine hükmetmesinin hukuk güvenliği ilkesine aykırı olduğunu iddia etmiştir. Ayrıca, avukatın ara buluculuk görüşmesi sonrasında sürece dâhil olduğunu ve ara buluculuk görüşmelerine davalı şirketin işveren olarak katılması sebebiyle dava açma süresinin geçmesinden dolayı davayı başka birine yöneltmesinin mümkün olmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun şikayetlerinin özünün davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinin hukuka aykırılığına ilişkin olduğunu değerlendirmiş ve başvuruyu mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelemiştir. Mahkeme, başvurucunun davasının husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiğini kabul etmiş ve bu müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma ve ölçülülük ilkelerine uygun olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Kararda, bu müdahalenin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili maddelerine dayandığı tespit edilmiş, ancak müdahalenin Anayasa'ya uygunluğuna ilişkin nihai değerlendirme kısmı kararın verilen metninde yer almamaktadır.


Kararın Tam Metni İçin Tıklayınız

Başvuru Tarihi
Başvuru Adı Başvuru Tarihi
Başvuru No 2021/41001
Karar Tarihi 24/12/2025
R.G. Tarihi 30/3/2026 – 33209
Kararı Veren Makam Genel Kurul

Bu bireysel başvuru, kolluk kuvvetleri personelinin silahından çıkan kurşunla yaralanma, olaya ilişkin yürütülen soruşturma ve kovuşturmanın etkisizliği, eylemin yanlış nitelendirilmesi ve nihayetinde beraat kararı verilmesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, 29 Nisan 2021 tarihinde yapılmış olup, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından gerçekleştirilmiştir. Süreçte Adalet Bakanlığı görüş sunmuş, başvurucu da bu görüşe karşı beyanda bulunmuştur.

Olaylar, başvurucunun 23 Haziran 2017 tarihinde, polis memurlarının adli bir vakaya müdahalesi sırasında bir polis memurunun silahından çıkan mermiyle yaralanmasıyla başlamıştır. Kolluk personelince tanzim edilen Olay Tutanağı'na göre, bir araçtan ateş açıldığı ihbarı üzerine ekipler olay yerine intikal etmiş; ihbarcı Z.T.'nin, kendisine saldıran şahısların içinde bulunduğu aracı trafikte görmesi üzerine durumu polise bildirmiştir. Trafikte duran araca yaklaşan polisler, içindeki şahıslardan inmelerini istemiş, ancak şahıslar bu talebi reddetmiştir.

Araç içindeki A.Ö.'nün av tüfeği almaya çalışması üzerine polisler silahlarını çekerek tekrar uyarıda bulunmuş, ancak şahısların direnci devam etmiştir. Akabinde M.C.A.'nın polisleri iteklemesi ve A.Ö.'nün araçtan inerek av tüfeğini alıp vatandaşlara küfür etmeye başlamasıyla ortam daha da gerilmiştir. Polis memurları havaya uyarı ateşi açmasına rağmen şüpheliler teslim olmamış, aksine civardaki vatandaşlara saldırmaya çalışmıştır. Tutanakta, bir polis memurunun A.Ö.'nün elindeki tüfeği alarak araca attığı, bu esnada A.Ö. ile M.C.A.'yı etkisiz hâle getirmeye çalışırken polisin sağ elinde tuttuğu silahın itiş kakışın etkisiyle kazara patladığı ve mermi çekirdeğinin başvurucuyu yaraladığı belirtilmiştir. Başvurucunun sağ koltuk altından giren merminin kemik kırığına neden olduğu, ancak hayati tehlike arz etmediği adli raporla tespit edilmiştir. Ancak başvurucunun kardeşi M.K. ise, polislerin havaya ateş açtıktan sonra, elinde silah olan bir polis memurunun tabancayı doğrudan başvurucuya doğrultup bir el ateş ettiğini iddia etmiştir.

Olayda görevli polis memuru E.A. ifadesinde, şahısların direnci ve av tüfeğini alması üzerine havaya iki el ateş ettiğini, ardından şüpheliler ile kalabalık arasında set olmaya çalıştığı sırada elinde tuttuğu silahın kazara dikey olarak patladığını ileri sürmüştür. Diğer polis memuru T.Ö. de bu beyanları büyük ölçüde teyit ederek, E.A.'nın elindeki silahın kazara ateş aldığını düşündüğünü ifade etmiştir. İhbarcı Z.T. ve şüpheli araçtaki yolculardan E.H.T.'nin beyanları da şüphelilerin polise direnç gösterdiğini, saldırgan bir tutum sergilediğini ve polis müdahalesi sırasında bir itiş kakış yaşandığını doğrulamaktadır.


Kararın Tam Metni İçin Tıklayınız

Başvuru Tarihi
Başvuru Adı Başvuru Tarihi
Başvuru No 2021/14225
Karar Tarihi 1/10/2025
R.G. Tarihi 30/3/2026 – 33209
Kararı Veren Makam Genel Kurul

Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru, maliki olunan yapıya ilişkin yapı kayıt belgesinin iptali talebiyle üçüncü bir kişi tarafından açılan davanın, belgenin sahibi olan başvurucuya ihbar edilmeyerek yargılamaya katılımının sağlanmaması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, Muğla'da bulunan bir yapının maliki olarak 2018 yılında ilgili yasal düzenleme uyarınca yapı kayıt belgesi almıştır. Ancak Yatağan Orman İşletme Müdürlüğü, yapının ve taşınmazın bir kısmının devlet ormanı alanında kaldığı gerekçesiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan bu belgenin iptalini talep etmiş ve Bakanlığın talebi zımnen reddetmesi üzerine 2019 yılında iptal davası açmıştır.

Dava sürecinde, Muğla 1. İdare Mahkemesi, uyuşmazlığın sonucunun başvurucunun hukuksal menfaatlerini etkileyebileceği gerekçesiyle davanın başvurucuya resen ihbarına ve dava dilekçesinin tebliğine karar vermiştir. Başvurucuya 26 Mart 2020 tarihinde yapılan tebligat zarfının, aslında farklı bir esasa kayıtlı başka bir yapı kayıt belgesi iptali davasına ilişkin belgeleri (ihbar ara kararı ve dava dilekçesi) içerdiğini iddia etmiştir. Başvurucu, bu evrakın kendisine sehven gönderildiğini düşünerek herhangi bir işlem yapmamıştır. Yargılama sonucunda Mahkeme, 17 Temmuz 2020 tarihinde yapı kayıt belgesinin iptaline hükmetmiş, bu karar istinaf incelemesinden de geçerek 26 Ekim 2020 tarihinde kesinleşmiştir. Ancak Mahkeme'nin gerekçeli kararı ve istinaf kararı davacı ve davalı taraflara tebliğ edilmiş olsa da, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarında başvurucuya tebliğ edildiğine dair bir belgeye rastlanmamıştır. Nihai kararın İdareye tebliğ edilmesi üzerine, Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu 20 Ocak 2021 tarihinde başvurucunun yapı kayıt belgesinin iptaline karar vermiştir. Başvurucu, bu iptal kararını 25 Şubat 2021 tarihinde öğrendiğini beyan ederek 21 Mart 2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

Başvurucu, kendisine tebliğ edilen evrakın yanlış davaya ait olması ve esas davaya ilişkin kararların kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle yargılamadan haberdar olmadığını, elektriğini kesmek için görevlilerin gelmesi üzerine davayı öğrendiğini ileri sürmüştür. Bu durumun kendisini yargılamaya müdahil olmaktan, savunma yapmaktan, iddia ve itirazlarını ileri sürmekten ve delil sunmaktan alıkoyduğunu belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun yargılamadan haberdar olduğunu iddia ettiği 25 Şubat 2021 tarihinden önce ihlali öğrendiğini gösteren somut bir bulguya rastlamamış, UYAP kayıtlarında ise başvurucunun 26 Şubat 2021 tarihinde ilgili belgelere eriştiği ve 5 Mart 2021 tarihinde dosya örneği talep ettiği tespit edilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda, başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilebilir olduğuna karar verilmiştir.

Esas incelemesinde Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkının, bir uyuşmazlığı yargı önüne taşıyabilme ve etkili bir şekilde çözüme kavuşturulmasını talep edebilme imkanını kapsadığını vurgulamıştır. Mahkemeye erişim hakkı kapsamında, üçüncü kişilerce açılan ve doğrudan taraf olunmasa da sonucu itibarıyla menfaatleri etkileyen davalarda iddia ve savunmalarını dile getirebilme, yargılama hakkında bilgi sahibi olabilme ve delil sunabilme imkanının sağlanmasının kritik öneme sahip olduğunu belirtmiştir. Bu hususun, adil yargılanma ilkelerinden silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ile de ilgili olduğu ifade edilmiştir. Somut olayda, başvurucunun maliki olduğu yapıya ilişkin yapı kayıt belgesinin iptalinin talep edildiği idari davanın sonucunun başvurucu üzerinde doğrudan etki ve sonuçlar doğurduğu, nitekim karar uyarınca yapı kayıt belgesinin iptal edilerek gerekli işlemlerin başlatıldığı tespit edilmiştir. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde davanın resen ihbarının düzenlenmiş olması ve İdare Mahkemesi tarafından da başvurucu lehine ihbar kararı verilmiş olmasına rağmen, başvurucunun bu tür doğrudan etkili bir davanın yargılama sürecine katılımının sağlanmamasının mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiği değerlendirilmiştir.


Kararın Tam Metni İçin Tıklayınız