Güncel Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararları Özetleri

06.04.2026 Tarihli Bireysel Başvuru Karar Özetleri

Özlem Güner Gürlek ve Mehmet Bartu Gürlek
[GK]
2020/2003 | 18/9/2025
Başvuru Adı Özlem Güner Gürlek ve Mehmet Bartu Gürlek
[GK]
Başvuru No 2020/2003
Başvuru Tarihi 6/1/2020
Karar Tarihi 18/9/2025
R.G. Tarihi 6/4/2026 – 33216
Kararı Veren Makam Genel Kurul
Anayasa Mahkemesi (AYM) bugün yayımlanan kararın özetini aşağıda sunmuştur:

**Başvuru Adı:** Özlem Güner Gürlek ve Mehmet Bartu Gürlek
**Başvuru No:** 2020/2003
**Başvuru Tarihi:** 6/1/2020
**Karar Tarihi:** 18/9/2025
**R.G. Tarihi:** 6/4/2026 – 33216
**Kararı Veren Makam:** Genel Kurul

**Olayın Özeti:**
Başvuru, idari işlemin iptali talebiyle açılan davanın sonucuna etkili esaslı itirazların gerekçeli kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu Özlem Güner Gürlek, İskenderun Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesinde doktor öğretim üyesi olarak görev yapmaktayken, araştırmacısı olduğu bir proje kapsamında TÜBİTAK'a başvurmuştur. Projede etik kural ihlali olup olmadığı incelenmiş ve TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu tarafından, bir çalışmadan çıkan sonuçların yapay olarak bölünerek birden fazla yayın çıkarıldığı (dilimleme) tespit edilmiştir. Bu tespit üzerine başvurucu hakkında bir yıl süreyle yaptırım uygulanmasına, bu kapsamda desteklenen veya yürütülen projelerdeki görevlerinin sonlandırılarak yeni başvurularının kabul edilmemesine ve Kurumun yayın organlarında sunum yapmamasına karar verilmiştir.

Başvurucu, bu idari işlemin iptali talebiyle Ankara 6. İdare Mahkemesi'nde dava açmıştır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, başvurucunun 2, 3, 4 ve 5 numaralı yayınlarında dilimleme şeklinde etik ihlal olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Başvurucu, bilirkişi raporundaki ifadelerin sonuç cümlesiyle uyuşmadığını, teknik hatalar içerdiğini, ceza almasına neden olan proje çıktılarının uzman onayından geçtiğini, çalıştaya katılan tüm katılımcıların özetlerinin elektronik ortamda yayımlanmasının suç teşkil etmediğini, teknik terim hataları yapıldığını, posterlerin bilimsel veri veya sonuç içermediğini ve dolayısıyla yayın niteliği taşımadığını belirterek rapora detaylı itirazlarda bulunmuştur. Ancak Ankara 6. İdare Mahkemesi, bilirkişi raporunu hükme esas almak için uygun ve yeterli bularak davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, bilirkişi raporunun özetine yer verilmiş ve bu rapora göre dilimleme ihlalinin oluştuğu sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun itirazlarına ilişkin spesifik bir değerlendirme kararda yer almamıştır.

Başvurucu, bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını ve etik ihlalin ortak yazarlarından iki kişiye ceza verilmemesinin çelişki oluşturduğunu iddia etmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi ise başvurucunun iddialarına yönelik herhangi bir gerekçe belirtmeksizin istinaf talebini kesin olarak reddetmiştir. Nihai karar başvurucuya tebliğ edildikten sonra bireysel başvuru yapılmıştır.

**Mahkemenin Değerlendirmesi:**
AYM, bireysel başvurunun idari işlemin iptali talebiyle açılan davada verilen yargı kararlarının, başvurucunun esaslı itirazlarını karşılamaması ve özellikle istinaf mercii tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddedilmesi nedenleriyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin olduğunu belirtmiştir. Yargı mercilerinin kararlarının, başvurucunun ileri sürdüğü iddialara ve sunduğu delillere ilişkin yeterli ve ikna edici bir yanıt içermesi gerektiği, bu durumun adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu değerlendirilmiştir. Somut olayda, Ankara 6. İdare Mahkemesi'nin başvurucunun bilirkişi raporuna yönelik detaylı ve teknik itirazlarına kararın gerekçesinde spesifik bir yanıt vermeksizin raporu genel olarak yeterli bulması, istinaf talebini inceleyen Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nin ise başvurucunun istinaf dilekçesinde dile getirdiği iddialara yönelik hiçbir gerekçe belirtmeksizin talebi kesin olarak reddetmesi, gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

**Sonuç:**
Başvurucunun esaslı itirazlarının ilk derece mahkemesi tarafından somut ve yeterli bir gerekçeyle karşılanmaması ve istinaf talebinin Bölge İdare Mahkemesi tarafından hiçbir gerekçe belirtilmeksizin reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.


Kararın Tam Metni İçin Tıklayınız

Umay Tekstil Kumaşçılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
[2. B.]
2021/63800 | 4/11/2025
Başvuru Adı Umay Tekstil Kumaşçılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
[2. B.]
Başvuru No 2021/63800
Başvuru Tarihi 28/12/2021
Karar Tarihi 4/11/2025
R.G. Tarihi 6/4/2026 – 33216
Kararı Veren Makam Genel Kurul
Anayasa Mahkemesi (AYM) bugün yayımlanan kararın özetini aşağıda sunmuştur:

**Olayın Özeti:**
Başvurucu Umay Tekstil Kumaşçılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., 2002 yılında bir taşınmazı kira sözleşmesiyle kiralamıştır. Taşınmazın 1/3 hissesini 2014 yılında devralan yeni malik A.R.D.'nin mülkiyeti, intifa hakkına ilişkin açılan bir yolsuz tescil davası nedeniyle ihtilaflı hale gelmiştir. Mülkiyetin ihtilaflı olması sebebiyle başvurucu, kira bedelinin 1/3 hissesine düşen kısmını ileride doğabilecek hukuki sorunları önlemek amacıyla Büyükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından belirlenen tevdi mahalline (ödeme yeri) yatırmıştır. Yeni malik A.R.D., kira bedellerinin tevdi mahallinden kendisine ödenmesi taleplerinin reddedilmesi üzerine, başvurucu aleyhine taşınmazda "fuzuli şagil" olduğu iddiasıyla ecrimisil davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, taraflar arasında kira ilişkisi bulunduğunu ve yeni malikin de kira sözleşmesiyle bağlı olduğunu belirterek ecrimisil talebini reddetmiştir. Ancak, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, başvurucunun ihtarnamenin tebliğinden itibaren yeni malike karşı ödeme yükümlülüğünün doğduğunu ve tevdi mahalline yapılan ödemelerin bu yükümlülüğü sona erdirmeyeceğini gerekçe göstererek ecrimisil talebini kabul etmiş ve ilk derece mahkemesi kararını kaldırmıştır. Yargıtay da Bölge Adliye Mahkemesi'nin bu kararını onamıştır. Başvurucu, sonuca etkili esaslı iddialarının mahkeme kararlarında karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

**Mahkemenin Değerlendirmesi:**
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun şikâyetini Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelemiş ve başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmadığı sonucuna vararak kabul edilebilir bulmuştur. Mahkeme, gerekçeli karar hakkının, yargı mercilerinin kararlarında ileri sürülen esaslı iddiaları ve savunmaları yeterince tartışması ve karara dayanak oluşturan bilgileri makul bir açıklıkta belirtmesini gerektirdiğini hatırlatmıştır. Özellikle kanun yolu mercilerinin, ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ilk defa ileri sürülen esaslı iddia ve itirazları değerlendirmemesinin bu hakkın ihlaline yol açabileceğini belirtmiştir. Ayrıca, hukuk devleti ilkesi gereği, aynı maddi veya hukuki olgulara ilişkin çelişkili kararlar verilmesi durumunda bunun gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

AYM, ecrimisilin (kötü niyetli ve izinsiz işgalden kaynaklanan tazminat) hukuki niteliği itibarıyla kira alacağından (karşılıklı anlaşmaya dayalı alacak) tamamen farklı olduğunu Yargıtay içtihatları doğrultusunda açıklamıştır. Somut olayda, yeni malikin önceki taleplerinde başvurucunun kiracılık sıfatını kabul ettiği, başvurucunun ise mülkiyetin ihtilaflı olması nedeniyle hukuki yollara başvurarak kira bedelini tevdi mahalline yatırmak suretiyle kira borcunu ödeme niyetini açıkça gösterdiği tespit edilmiştir. Mahkeme, başvurucunun kira sözleşmesine dayalı zilyetliğinin ve kira bedelini tevdi mahalli aracılığıyla ödeme çabasının, davalı konumunda olduğu ecrimisil davasında esaslı birer savunma olduğunu belirtmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay'ın, başvurucunun bu esaslı iddia ve savunmalarını, özellikle de ecrimisil ve kira ilişkisi arasındaki hukuki ayrımı ve tevdi mahalline ödeme girişiminin kiracının iyi niyetini ve ödeme iradesini gösterdiğini yeterince tartışmadan ecrimisil kararı verdiğini tespit etmiştir. Üst yargı mercilerinin kararında bu esaslı hususlara yönelik yeterli ve ikna edici bir gerekçe sunulmaması, başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açmıştır.

**Sonuç:**
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve başvurucunun adil yargılanma hakkının yeniden tesisi için kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine hükmetmiştir.


Kararın Tam Metni İçin Tıklayınız

U.A. ve diğerleri
[2. B.]
2021/27798 | 27/2/2025
Başvuru Adı U.A. ve diğerleri
[2. B.]
Başvuru No 2021/27798
Başvuru Tarihi 23/6/2021
Karar Tarihi 27/2/2025
R.G. Tarihi
Kararı Veren Makam Genel Kurul
Anayasa Mahkemesi (AYM) bugün yayımlanan kararın özetini aşağıda sunmuştur:

**Olayın Özeti:**
Başvurucular, Özbekistan vatandaşı U.A. ve ailesidir. Birinci başvurucu U.A. hakkında Denizli Valiliği tarafından 23/7/2020 tarihinde, menşe ülkesine sınır dışı edilmesinde sakınca olduğu tespitiyle, 6458 sayılı Kanun uyarınca sınır dışı etme ve idari gözetim kararı verilmiştir. Kararda güvenli üçüncü ülkeye dair bir bilgi yer almamış, ancak diğer başvurucuların birinci başvurucunun refakatinde olduğu belirtilmiştir. Birinci başvurucu, Denizli İdare Mahkemesinde açtığı iptal davasında, eşinin siyasi ve dinî nedenlerle ülkesinde hapiste olduğunu, kendisi ve dört çocuğuyla 2011'de Türkiye'ye geldiklerini ve uluslararası koruma başvurusunda bulunduklarını belirterek, ülkesine gönderilmesi halinde kötü muameleye maruz kalacağını ve aile bütünlüğünün bozulacağını iddia etmiştir. İdare Mahkemesi 21/4/2021 tarihinde davayı kesin olarak reddetmiş, başvurucunun menşe ülkesine sınır dışı edilmesinin zorunlu olmadığını, transit veya üçüncü bir ülkeye de gönderilebileceğini gerekçe göstermiştir. Başvurucunun sınır dışı işleminin durdurulmasına yönelik tedbir talebi Komisyon tarafından reddedilmiş, idari gözetim şikâyetleri ise kabul edilemez bulunmuştur. Ancak, Göç İdaresi Başkanlığı, başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesine verdiği cevapta, birinci başvurucu hakkındaki sınır dışı etme işleminin İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 29/12/2022 tarihli kararıyla iptal edilmesi üzerine kaldırıldığını ve başvurucuya 26/4/2024 ile 26/4/2026 tarihleri arasında geçerli insani ikamet izin belgesi verildiğini bildirmiştir.

**Mahkemenin Değerlendirmesi:**
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların ödeme gücünden yoksun olmaları nedeniyle adli yardım taleplerini kabul etmiştir. Başvurucular, menşe ülkesine geri gönderilmeleri halinde kötü muameleye maruz kalacaklarını ve aile bütünlüklerinin bozulacağını ileri sürerek kötü muamele yasağı ile etkili başvuru ve aile hayatına saygı haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Mahkeme, bireysel başvuruların incelenmesi sırasında Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün "Düşme kararı" başlıklı 80. maddesini değerlendirmiştir. Bu maddeye göre, başvurunun incelenmesini sürdürmeyi haklı kılan bir neden görülmemesi halinde düşme kararı verilebilmektedir. Anayasa Mahkemesi daha önceki içtihadında (M.L. ve diğerleri, Seyedbigan Farokhpoorhaghighi), kötü muamele veya aile bütünlüğünün bozulması riskine dayalı sınır dışı iddialarının incelenebilmesi için sınır dışı kararının uygulanmış olması veya uygulanmasının önünde bir engel bulunmaması gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda, başvurucunun sınır dışı etme kararına karşı açtığı iptal davasının idare mahkemesi tarafından kabul edilerek sınır dışı kararının kaldırılması ve başvurucuya insani ikamet izni verilmesi nedeniyle, iddia edilen ihlale neden olan müdahalenin ortadan kalktığı ve dolayısıyla başvurunun incelenmesini sürdürmeyi haklı kılan bir nedenin kalmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı bir durumun söz konusu olmadığı değerlendirilmiştir.

**Sonuç:**
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu,
A. Başvurucuların adli yardım taleplerinin KABULÜNE,
B. Başvurucuların kimliklerinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,
C. Başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmemesi nedeniyle DÜŞMESİNE,
D. Adli yardım talebi kabul edilen başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
oybirliğiyle karar vermiştir.


Kararın Tam Metni İçin Tıklayınız