Milletvekilliğinin Hukuki Niteliği
Milletvekilliği, Türk Anayasa Hukuku’nda yalnızca bir siyasi görev değil;
milli egemenlik ilkesine dayanan anayasal bir temsil statüsüdür.
Türkiye’de milletvekilleri seçildikleri bölgeyi değil,
bütün milleti temsil ederler.
Anayasa m. 80
Serbest Vekâlet
Temsili Demokrasi
Anayasa m. 80 metnini aç
kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler.”
1. Temsil Kavramı
Temsil, egemenlik yetkisinin halk adına belirli kişiler veya organlar tarafından kullanılmasını ifade eder.
Modern devletlerde milyonlarca kişinin yönetime doğrudan katılması mümkün olmadığından,
temsili demokrasi sistemi benimsenmiştir.
Bu sistemde milletvekilleri, seçmenlerin bireysel vekili değil;
anayasal anlamda “milletin temsilcisi” olarak kabul edilir.
Anayasa hukukundaki temsil ilişkisi,
özel hukuktaki vekâlet sözleşmesinden farklıdır.
2. Milletvekilliğinin Kamu Hukuku Niteliği
Milletvekilliği bir özel hukuk ilişkisi değil,
doğrudan anayasadan kaynaklanan bir kamu hukuku statüsüdür.
- Milletvekilliği bir sözleşme ilişkisi değildir.
- Seçmen milletvekilini hukuken azledemez.
- Hak ve yükümlülükler anayasa ve kanunla belirlenir.
- Milletvekilliği anayasal temsil görevidir.
Milletvekilliği bir “meslek” değil,
geçici anayasal temsil görevidir.
Seçmen ile milletvekili arasında özel hukuk sözleşmesi bulunmadığından,
milletvekili seçmen talimatına uymadığı gerekçesiyle görevden alınamaz.
3. Milli Egemenlik ve Temsili Demokrasi
1982 Anayasası’nın 6. maddesine göre egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir.
Ancak modern devletlerde egemenlik doğrudan değil,
temsilciler aracılığıyla kullanılır.
Milletvekilleri bu nedenle yalnızca seçim çevresinin değil,
anayasal anlamda bütün milletin temsilcisi olarak kabul edilir.
Türkiye’de “milli egemenlik” anlayışı benimsenmiştir.
Milletvekilleri yalnızca kendilerine oy verenleri temsil etmez.
4. Emredici ve Serbest Vekâlet
Emredici Vekâlet
Emredici vekâlet sisteminde milletvekili,
seçmenlerin talimatıyla bağlıdır.
Seçmenler vekile emir verebilir ve gerektiğinde görevden alabilir.
Serbest Vekâlet
Serbest vekâlet sisteminde ise milletvekili,
seçildikten sonra hukuken bağımsızdır.
Kendi vicdanına ve milletin genel yararına göre hareket eder.
Türk Anayasa Hukuku,
serbest vekâlet ilkesini benimsemiştir.
Türkiye’de milletvekilleri hukuken seçmen talimatıyla bağlı değildir.
Serbest vekâlet neden kabul edilir?
milletvekilinin yalnızca yerel veya grupsal çıkarları değil,
bütün milletin yararını gözetebilmesi amacıyla kabul edilmiştir.
5. Anayasa m. 80 ve Bütün Milleti Temsil İlkesi
Anayasa m. 80,
milletvekilliğinin hukuki niteliğini belirleyen temel anayasal hükümdür.
Bu hükme göre milletvekilleri:
- Seçildikleri bölgenin temsilcisi değildir.
- Sadece kendilerine oy verenlerin vekili değildir.
- Bütün milleti temsil ederler.
Bu düzenlemenin amacı,
yerel çıkarların ulusal çıkarların önüne geçmesini önlemektir.
Doktrinde bazı görüşlere göre katı parti disiplini,
serbest vekâlet ilkesini fiilen zayıflatmaktadır.
6. Parti Disiplini ve Temsil Sorunu
Günümüz parlamentolarında milletvekilleri çoğu zaman siyasi parti grupları içinde hareket etmektedir.
Bu durum serbest vekâlet ilkesi ile parti disiplini arasında gerilim doğurmaktadır.
- Grup kararı baskısı
- Parti liderliği etkisi
- İhraç tehdidi
- Blok oy kullanımı
Partiden ihraç edilmek milletvekilliğini düşürmez.
Milletvekili bağımsız olarak görevine devam eder.
Bazı yazarlara göre modern parlamentolarda milletvekilleri fiilen parti liderlerinin delegesi hâline gelmiştir.
7. Geri Çağırma (Recall) Tartışmaları
Geri çağırma,
seçmenlerin görev süresi dolmadan temsilciyi görevden alabilmesini sağlayan doğrudan demokrasi aracıdır.
Türk hukukunda geri çağırma kurumu bulunmamaktadır.
Bunun nedeni,
Türk anayasal sisteminin serbest vekâlet anlayışını benimsemesidir.
8. Milletvekilliği Sıfatının Kazanılması ve Andiçme
Mazbata
Milletvekilliği sıfatı seçim tutanağının kesinleşmesiyle kazanılır.
Andiçme
Andiçme,
milletvekilliğinin kazanılmasının değil,
yasama faaliyetlerine fiilen katılmanın şartıdır.
Andiçmeyen milletvekili,
milletvekili sıfatını ve dokunulmazlığını korur;
ancak yasama faaliyetlerine katılamaz.

