Güncel Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararları Özetleri

16.04.2026 Tarihli Bireysel Başvuru Karar Özetleri

Hürmet Alpay ve diğerleri
[GK]
2020/27651 | 18/9/2025
Başvuru Adı Hürmet Alpay ve diğerleri
[GK]
Başvuru No 2020/27651
Başvuru Tarihi 22/7/2020
Karar Tarihi 18/9/2025
R.G. Tarihi 16/4/2026 – 33226
Kararı Veren Makam Genel Kurul
Bu karar için otomatik özet oluşturulamadı. Kararın künyesi ve tam metin bağlantısı aşağıda yer almaktadır.


Kararın Tam Metni İçin Tıklayınız

Veysel Kuşçu
[GK]
2023/95649 | 16/12/2025
Başvuru Adı Veysel Kuşçu
[GK]
Başvuru No 2023/95649
Başvuru Tarihi 27/10/2023
Karar Tarihi 16/12/2025
R.G. Tarihi 16/4/2026 – 33226
Kararı Veren Makam Genel Kurul
Anayasa Mahkemesi (AYM) bugün yayımlanan Veysel Kuşçu başlıklı, 2023/95649 başvuru numaralı, 16/12/2025 karar tarihli ve 16/4/2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararının özetini aşağıda sunmuştur:

**Olayın Özeti:**
Başvurucu hakkında, 21/8/2016 tarihinde "terör örgütüne üye olma" suçundan başlatılan soruşturma kapsamında, Elâzığ Sulh Ceza Hâkimliğince yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Elâzığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 4/10/2018 tarihinde başvurucuyu aynı suçtan 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etmiş, ancak bu kararda adli kontrol tedbiriyle ilgili herhangi bir değerlendirme yapmamıştır. İstinaf başvurusu da 7/10/2019 tarihinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi tarafından esastan reddedilmiş, bu kararda da adli kontrol tedbirine değinilmemiştir.

5/10/2023 tarihinde başvurucu, Bodrum'da illegal yollardan Yunanistan'ın Kos Adası'na geçiş yapma girişimi sırasında yakalanmıştır. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, Elâzığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi 6/10/2023 tarihinde başvurucunun sorgusunu yapmış, başvurucu kaçma niyetinin olmadığını, eşiyle gezme amacıyla tekneye bindiklerini beyan etmiştir. Başvurucu müdafii ise, 21/8/2016 tarihinde verilen adli kontrol tedbiri için kanunda öngörülen azami yedi yıllık sürenin 21/8/2023 tarihinde dolduğunu ve bu tarihten itibaren adli kontrol tedbirinin kendiliğinden ortadan kalktığını savunmuştur.

Elâzığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi, sorgunun ardından 6/10/2023 tarihinde başvurucunun adli kontrol tedbirine uymadığı gerekçesiyle tutuklanmasına karar vermiştir. Mahkeme kararında, CMK'nın 110/A maddesindeki terör suçlarında adli kontrol için azami yedi yıllık sürenin uygulanabilecek olsa da dosyanın kanun yolunda olduğu sürelerin bu sürelere dahil olmadığı yorumuyla adli kontrol kararının halen yürürlükte olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, başvurucunun illegal yollardan yurt dışına çıkma girişiminin adli kontrol yasağını ihlal ettiğini, hakkındaki mahkûmiyet kararını ve atılı suçun niteliğini tutuklama nedenleri olarak göstermiştir.

Başvurucu 12/10/2023 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, 7 yıllık azami sürenin dolduğunu ve adli kontrolün kendiliğinden kalktığını, kanunda mahkûmiyet kararından önce veya sonra şeklinde bir ayrım yapılmadığını ileri sürmüştür. Elâzığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi 16/10/2023 tarihinde itirazı reddetmiş, suçun vasıf ve mahiyetini, mevcut delil durumunu, kuvvetli suç şüphesini, sanığın yakalanma şeklini, verilen ceza miktarını ve bu aşamada adli kontrol uygulamasının sonuçsuz kalacağını gerekçe göstererek tutuklama tedbirinin ölçülü olduğuna karar vermiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 27/6/2024 tarihinde başvurucunun aleyhindeki hüküm hakkında bozma kararı vermiş olmasına rağmen, hükmolunan ceza miktarı, suçun niteliği, mevcut delil durumu ve başvurucunun kaçma hazırlığındayken yakalanmış olması hususlarına atıf yaparak tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu 7/2/2025 tarihinde tahliye edilmiştir.

**Mahkemenin Değerlendirmesi:**
Başvurucu, hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri için yasal olarak öngörülen azami yedi yıllık sürenin 21/8/2023 tarihinde dolduğunu, bu sürenin dolmasıyla adli kontrol tedbirinin kendiliğinden hükümsüz hale geldiğini ve kanunen devam etmesi yönünde bir hükmün bulunmadığını iddia etmiştir. Başvurucuya göre, mahkûmiyet hükmünde adli kontrolün devamına ilişkin bir karar olmaması ve yasal sürenin dolması nedeniyle mevcut olmayan bir adli kontrol tedbirini ihlal gerekçesiyle tutuklanması kanuni dayanaktan yoksundur. Bu durumun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Ayrıca, tutuklama ve tutukluluğa itirazın reddi kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek adil yargılanma ve gerekçeli karar hakları ile suçta ve cezada kanunilik, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerinin de ihlal edildiğini iddia etmiştir.

Derece mahkemeleri ise, başvurucunun terör suçundan mahkûmiyet kararı bulunması, 21/8/2016 tarihinde başlayan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin CMK 110/A maddesi uyarınca kanun yolunda geçen sürelerin azami adli kontrol süresine dahil edilmeyeceği yorumuyla hala yürürlükte olduğunu kabul etmişlerdir. Başvurucunun yasa dışı yollarla ülke dışına çıkma girişiminde yakalanmasını adli kontrol ihlali ve kaçma şüphesini güçlendiren somut bir olgu olarak değerlendirmişlerdir. Bu gerekçelerle, atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu ve tutuklama nedenlerinin varlığı karşısında tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu ve adli kontrol uygulamasının sonuçsuz kalacağını belirtmişlerdir.

Anayasa Mahkemesi'nin başvurucunun bu iddiaları çerçevesinde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile diğer ihlal iddialarını somut olay ve ilgili hukuk hükümleri ışığında nasıl değerlendirdiği ve hangi hukuki gerekçelerle bir sonuca ulaştığına ilişkin detaylı inceleme ve gerekçe kısmı, sağlanan karar metninde yer almamaktadır.

**Sonuç:**
Sağlanan karar metninde Anayasa Mahkemesi'nin başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının veya diğer iddia edilen haklarının ihlal edilip edilmediği yönünde ulaştığı kesin sonuç (ihlal/ihlal yok/kabul edilemezlik) ile bu sonucun dayandığı gerekçeler yer almamaktadır.


Kararın Tam Metni İçin Tıklayınız

Ege Enerji Entegre Tarım ve Gıda Sanayi Ticaret A.Ş.
[2. B.]
2023/5880 | 7/1/2026
Başvuru Adı Ege Enerji Entegre Tarım ve Gıda Sanayi Ticaret A.Ş.
[2. B.]
Başvuru No 2023/5880
Başvuru Tarihi 9/1/2023
Karar Tarihi 7/1/2026
R.G. Tarihi 16/4/2026 – 33226
Kararı Veren Makam Genel Kurul
Anayasa Mahkemesi (AYM) bugün yayımlanan kararın özetini aşağıda sunmuştur:

**Olayın Özeti:**
Başvurucu Ege Enerji Entegre Tarım ve Gıda Sanayi Ticaret A.Ş., kişilik haklarına saldırı nedeniyle açtığı manevi tazminat davasının Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesince reddedilmesi üzerine kararı temyiz etmiştir. Ancak Mahkeme, 27/10/2021 tarihli ek kararı ile temyiz başvurusunun süre yönünden reddine karar vermiştir. Bu ek kararda, temyiz süresinin tebliğden itibaren on beş gün olduğu yanlış bir şekilde belirtilmiştir. Başvurucu vekili, ek kararda belirtilen süreye güvenerek temyiz talebinde bulunmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise, 15/3/2022 tarihli kararında, ek kararın 1/11/2021 tarihinde tebliğ edildiğini ve yürürlükteki yasal mevzuat (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432. maddesi) uyarınca temyiz süresinin yedi gün olduğunu belirterek, yedi günlük yasal sürenin geçmesinin ardından 11/11/2021 tarihinde yapılan temyiz istemini süre yönünden oyçokluğuyla reddetmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi de Daire tarafından oyçokluğuyla reddedilmiştir. Başvurucu, Mahkemenin kanun yolu süresini yanlış göstermesi nedeniyle temyiz hakkını kullanamadığını ileri sürerek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

**Mahkemenin Değerlendirmesi:**
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun temyiz isteminin süre koşulu gerekçe gösterilerek incelenmemesinin mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiğini tespit etmiştir. Mahkeme, bu müdahalenin kanuni dayanağı ve hukuki güvenlik ile istikrar sağlama gibi meşru bir amacı olduğunu kabul etmiştir. Ancak asıl değerlendirme, müdahalenin ölçülü olup olmadığı noktasında yapılmıştır.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 40. maddesinin devlete, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yollarına ve mercilere başvuracağını, sürelerini belirtme yükümlülüğü getirdiğini hatırlatmıştır. Mahkemelerin kanun yolu ve süresini taraflara doğru gösterme yükümlülüğü bulunduğunu vurgulayan AYM, daha önceki kararlarında da yargı makamlarınca hatalı gösterilen kanun yolu süresine güvenerek hareket eden başvurucuların bu hukuki belirsizliğe katlanmak zorunda bırakılmasının ölçülü olmadığına hükmettiğini belirtmiştir.

Somut olayda, Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ek kararında temyiz süresinin yasal olarak yedi gün olması gerekirken on beş gün olarak hatalı gösterildiği saptanmıştır. Başvurucu, bu hatalı bilgiye güvenerek temyiz başvurusunu yapmıştır. Anayasa Mahkemesi, Mahkemenin kanun yolu başvuru süresini hatalı göstermesi sonucunda ortaya çıkan duruma başvurucunun katlanmak zorunda bırakılmasının, başvurucunun üzerinde ağır bir yük oluşturduğu ve hedeflenen meşru amaçla orantısız olduğu kanaatine varmıştır. Bu nedenle, mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

**Sonuç:**
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE oybirliğiyle karar vermiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE hükmedilmiştir. Ayrıca, başvurucuya 1.480,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 41.480,40 TL yargılama giderinin ödenmesine karar verilmiştir.


Kararın Tam Metni İçin Tıklayınız