Güncel Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararları Özetleri

16.04.2026 Tarihli Bireysel Başvuru Karar Özetleri

Hürmet Alpay ve diğerleri
[GK]
2020/27651 | 18/9/2025
Başvuru Adı Hürmet Alpay ve diğerleri
[GK]
Başvuru No 2020/27651
Başvuru Tarihi 22/7/2020
Karar Tarihi 18/9/2025
R.G. Tarihi 16/4/2026 – 33226
Kararı Veren Makam Genel Kurul
Anayasa Mahkemesi (AYM) bugün yayımlanan kararın özetini aşağıda sunmuştur:

**Olayın Özeti:**
Başvuruculara ait Kayseri'nin Melikgazi ilçesinde bulunan 375 ada 10, 11 ve 18 parsel sayılı taşınmazlar, Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu kararıyla korunması gereken kültür varlığı olarak tespit edilmiş ve Vakıflar Genel Müdürlüğü (İdare) tarafından 2863 sayılı Kanun'un 15. maddesi gereğince kamulaştırılmasına karar verilmiştir. İdare, taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili amacıyla Asliye Hukuk Mahkemelerinde davalar açmıştır. Yargılama sürecinde yapılan keşifler ve alınan bilirkişi raporlarında, taşınmazların tarihi eser niteliğinde olduğu, arsa vasfında değerlendirilmesi gerektiği ve kamulaştırma bedelinin emsal karşılaştırmasıyla belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bilirkişi raporlarında ayrıca, taşınmazların ticari vasfının yüksek olması, şehir merkezinde bulunması ve günlük ihtiyaçlara yönelik ürünlerin satıldığı bir konumda yer alması sebebiyle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca %150 oranında objektif değer artışı uygulanması gerektiği tavsiye edilmiştir.

Başvurucular, bilirkişi raporlarına itiraz ederek komşu taşınmazların daha yüksek bedelle kamulaştırıldığını, kamulaştırma bedelinin belirlenmesinde taşınmazların eskilik, enderlik ve sanat değerlerinin dikkate alınmamasına ilişkin 2863 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüş ve iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasını talep etmişlerdir. Ek bilirkişi raporları alınmasına rağmen, yerel Asliye Hukuk Mahkemeleri, daha önceki Bölge Adliye Mahkemesi kararlarını gerekçe göstererek bilirkişilerce tavsiye edilen objektif değer artışını uygulamamış ve kamulaştırma bedellerini bu artış olmadan belirlemiştir (10 parsel için 102.602,50 TL, 11 parsel için 137.093,50 TL ve 18 parsel için 33.792 TL). Mahkemeler ayrıca başvurucular adına olan tapu kayıtlarını iptal ederek taşınmazların ilgili vakıf adına tesciline hükmetmiştir.

Başvurucular ve İdare, kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucular istinaf dilekçelerinde, dava konusu taşınmazların değerinin düşük belirlendiğini, diğer taşınmazlara ilişkin emsal raporlarının dikkate alınmadığını, 2863 sayılı Kanun'un ilgili maddesinin Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptali taleplerinin karşılanmadığını ve aleyhlerine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu belirtmişlerdir. Bölge Adliye Mahkemesi, usulî bazı düzeltmeler dışında yerel mahkeme kararlarını onamış, taşınmazların arsa vasfında kabul edilmesinin ve emsal karşılaştırmasıyla değer tespitinin doğru olduğunu, yapı değerlerinin ise yıpranma payı düşülerek mevzuata uygun belirlendiğini ifade etmiştir. Başvurucuların itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiş ve kararlar kesinleşmiştir. Bunun üzerine başvurucular, kamulaştırma bedelinin taşınmazın kültürel varlığına ilişkin eskilik, enderlik ve sanat değeri dikkate alınmaksızın düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.

**Mahkemenin Değerlendirmesi:**

**Sonuç:**


Kararın Tam Metni İçin Tıklayınız

Veysel Kuşçu
[GK]
2023/95649 | 16/12/2025
Başvuru Adı Veysel Kuşçu
[GK]
Başvuru No 2023/95649
Başvuru Tarihi 27/10/2023
Karar Tarihi 16/12/2025
R.G. Tarihi 16/4/2026 – 33226
Kararı Veren Makam Genel Kurul
Anayasa Mahkemesi (AYM) bugün yayımlanan kararın özetini aşağıda sunmuştur:

Olayın Özeti:
Başvurucu Veysel Kuşçu hakkında, Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığınca "terör örgütüne üye olma" suçundan soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında Elazığ Sulh Ceza Hâkimliği, 21/8/2016 tarihinde başvurucu hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirine karar vermiştir. Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 4/10/2018 tarihli kararıyla başvurucuyu aynı suçtan 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırmış, ancak bu kararda adli kontrol tedbirine ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi de 7/10/2019 tarihinde istinaf başvurusunu esastan reddederken adli kontrol tedbiri hakkında bir belirleme yapmamıştır.

5/10/2023 tarihinde, başvurucu, Bodrum Sahil Güvenlik Komutanlığı görevlilerince yasa dışı yollarla Yunanistan'ın Kos Adası'na geçiş yapma girişimi sırasında tekne içinde yakalanmıştır. Başvurucu, 6/10/2023 tarihli sorgusunda, kaçma niyetinin olmadığını, gezmek amacıyla tekneye bindiğini beyan etmiştir. Müdafi, adli kontrol tedbiri için azami yedi yıllık sürenin 21/8/2023 tarihinde dolduğunu, bu tarihten itibaren tedbirin kendiliğinden ortadan kalktığını ve olmayan bir tedbirin ihlali gerekçesiyle tutuklama kararı verilemeyeceğini ileri sürmüştür.

Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 6/10/2023 tarihinde başvurucunun yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirine uymaması nedeniyle tutuklanmasına karar vermiştir. Mahkeme, terör suçlarında adli kontrol için azami 7 yıllık sürenin kanun yolunda geçen süreleri kapsamadığını, başvurucunun illegal yollarla yurt dışına geçiş yapma teşebbüsünü, hakkındaki mahkûmiyet kararını ve tutuklama nedenleri varsayılan suçlardan olması hususlarını dikkate almıştır. Başvurucunun tutuklamaya itirazı, 16/10/2023 tarihinde Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 27/6/2024 tarihinde davayı bozmuş ancak hükmedilen ceza miktarı, suçun niteliği, mevcut delil durumu ve kaçma hazırlığı gibi hususları gözeterek başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Başvurucu, 7/2/2025 tarihinde tahliye edilmiş olup, bozma üzerine yargılama Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam etmektedir.

Mahkemenin Değerlendirmesi:
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasını değerlendirmiştir. İnceleme, hakkında uygulanan adli kontrol tedbirinin azami yasal süresinin dolup dolmadığı, dolayısıyla bu tedbirin hukuken varlığını sürdürüp sürdürmediği ve mevcut olmayan bir tedbirin ihlali gerekçesiyle verilen tutuklama kararının hukuka uygunluğu temelinde yapılmıştır. Mahkeme, derece mahkemelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 110/A maddesinde düzenlenen adli kontrol süresiyle ilgili yorumlarını, özellikle kanun yolunda geçen sürelerin bu hesaplamaya dahil edilip edilmeyeceği meselesini ve 7 yıllık azami sürenin uygulanabilirliğini irdelemiştir. Tutuklama kararının yasal dayanağı, kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenlerinin varlığı ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğü ilkelerine uygunluğu, CMK'nın 100., 101., 109. ve 112. maddeleri çerçevesinde Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ışığında değerlendirilmiştir. Ayrıca, tutuklama ve itirazın reddi kararlarının gerekçelerinin Anayasa ve mevzuattaki gereklilikleri karşılayıp karşılamadığı da incelenmiştir.

Sonuç:
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, başvurucunun iddiaları ve ilgili mevzuat çerçevesinde yaptığı inceleme sonucunda kararını açıklamıştır.


Kararın Tam Metni İçin Tıklayınız

Ege Enerji Entegre Tarım ve Gıda Sanayi Ticaret A.Ş.
[2. B.]
2023/5880 | 7/1/2026
Başvuru Adı Ege Enerji Entegre Tarım ve Gıda Sanayi Ticaret A.Ş.
[2. B.]
Başvuru No 2023/5880
Başvuru Tarihi 9/1/2023
Karar Tarihi 7/1/2026
R.G. Tarihi 16/4/2026 – 33226
Kararı Veren Makam Genel Kurul
Anayasa Mahkemesi (AYM) bugün yayımlanan kararın özetini aşağıda sunmuştur:

Olayın Özeti:
Başvurucu Ege Enerji Entegre Tarım ve Gıda Sanayi Ticaret A.Ş., kişilik haklarına saldırı nedeniyle açtığı manevi tazminat davasının Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesince 29/6/2021 tarihinde reddedilmesi üzerine kararı temyiz etmiştir. Anılan Mahkeme, 27/10/2021 tarihli ek kararı ile temyiz başvurusunu süre yönünden reddetmiştir. Bu ek kararda, temyiz kanun yolu başvuru süresinin tebliğden itibaren on beş gün olduğu belirtilmiştir. Başvurucu vekili, bu ek kararda belirtilen süreye güvenerek temyiz talebinde bulunmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise 15/3/2022 tarihli kararıyla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin (2) numaralı fıkrası delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca temyiz süresinin yedi gün olduğunu belirterek, başvurucunun yasal süresi geçtikten sonra yaptığı temyiz istemini süre aşımı nedeniyle oyçokluğuyla reddetmiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi de Yargıtayca aynı gerekçeyle reddedilmiştir. Başvurucu, Mahkemenin temyiz süresini hatalı göstermesi ve bu yanıltma sonucu temyiz başvurusunun haksız yere süreden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi:
Anayasa Mahkemesi, başvurunun mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelendiğini ve açıkça dayanaktan yoksun olmadığı için kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, temyiz başvurusunun süre yönünden reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiğini tespit etmiştir. Bu müdahalenin kanuni dayanağının (ilgili Kanun hükümleri) ve yargılamaların sürüncemede kalmasını engellemek, hukuki güvenliği ve istikrarı sağlamak gibi meşru bir amacının bulunduğunu kabul etmiştir.
Ancak Mahkeme, müdahalenin ölçülülüğü ilkesine uygun olup olmadığını değerlendirmiştir. Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasının, devletin kanun yolları ve süreleri hakkında ilgili kişilere doğru bilgi verme yükümlülüğünü öngördüğünü vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesi, yerleşik içtihadına atıfta bulunarak, yargı makamları tarafından kanun yolu süresinin hatalı gösterilmesi nedeniyle oluşan hukuki belirsizliğin sonuçlarına başvurucuların katlanmak zorunda bırakılmasının mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale teşkil ettiğini belirtmiştir. Somut olayda, Mahkemenin ek kararında temyiz süresi on beş gün olarak belirtilmiş olmasına karşın, Yargıtayın yedi günlük yasal süreyi esas alarak başvuruyu reddettiği belirlenmiştir. Başvurucunun, Mahkemece kendisine verilen bilgiye güvenerek hareket ettiği dikkate alındığında, Mahkemenin yanıltıcı bilgisi sonucu ortaya çıkan belirsizliğe başvurucunun katlanmak zorunda bırakılmasının başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturduğu ve hedeflenen meşru amaçla orantısız olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olmadığı ve hakkın ihlal edildiği kabul edilmiştir.

Sonuç:
Anayasa Mahkemesi, açıklanan gerekçelerle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine hükmedilmiştir. Ayrıca, başvurucuya 1.480,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 41.480,40 TL yargılama giderinin ödenmesine karar verilmiştir.


Kararın Tam Metni İçin Tıklayınız